Tayyib ATMACA: Yankı ve Hüzün’le Yola Çıkarken

Tayyib ATMACA

YANKI VE HÜZÜN’LE YOLA ÇIKARKEN

Her şair geleceğe kalacak birkaç şiir yazabilmek için yüzlerce şiir yazar, hangi şiirinin geleceğe kalacağını bilmeden devamlı o yazması gerektiği şiirin hayalleriyle dolaşır durur mütemadiyen.

Şiir kadim Türk kültürünün başrol oyuncusudur. Geçmişten günümüze doğru bir yolculuk yapacak olursak şiirle kurulan gönül köprülerinden geçerek birbirimizin yüreğine dokunduğumuzun tablolarıyla karşılaşırız.

Nurullah Genç o kadim kültürden beslenen, zaman içinde kendini yenileyerek şiir kozasını örmeye başlayan ve bu kozadan kelebek olarak çıkacağı günü bekleyen bir ipek böceği titizliğiyle dünyadaki cismani zamanını doldurmaya çalışan bir şairdir.
Günümüzde, Ahmet Hamdi Tanpınar, nasıl ki Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Beş Şehir ve Huzur romanı ile anılsa da Ahmet Hamdi Tanpınar’ın şair yanı sadece Bursa’da Zaman şiiri ile hatırlanır. Nurullah Genç de Tutkular Kader Oldu, Yollar Dönüşe Gider ve İntizar romanlarının yazarı olsa da onun devamlı şair kimliği ön plana çıkmıştır.

Nurallah Genç’i günümüzün önemli şairleri arasında gösteren önemli eserinden birisi Yankı ve Hüzündür. Nurullah Genç bu kitaptaki şiirlerle Yağmur bulutlarını biriktirmiştir. Çünkü bu kitapta klasik hece şiirinin kalıpları dışına çıkarak ama hecenin imkânlarını da bir kenara bırakmayarak günümüzde adına yeni hece şiiri denmeye çalışılan şiirleri yazmaya başladı. Hece şiirini bilmeyenler bu kitapta yer alan şiirleri serbest şiir gibi algıladı. Bu kitap çıkalı çeyrek asır olmuş ama bu gün bile kendini okutturan ve kitaplığımda bir başkasına hediye edilmeyecek kadar kıymetli kitaplarım arasında yerini almaktadır.

Nurullah Genç esas sesini bu kitapta yakaladı. Daha sonraki kitaplarında kısmen serbest heceye sadık kalarak şiirler yazmayı sürdürse de kayıklı motosikletlerin direksiyonunun kayıktan tarafa çektiği gibi Nurullah Genç’in yazdığı serbest şiirlerin bir yanı da ister istemez hece şiirine doğru kaymak zorundadır. Ne kadar da bundan kaçmaya çalışsa kendini bundan kurtaramadığı kanaatindeyim. Bunun nedenini kendisine sorsak elbette kendisi de gelenekten beslendiğini dolayısıyla şiirlerinde klasik hece şiirimizin genlerinden faydalanarak günümüz modern şiirini yazdığını söyleyecektir. Yankı ve Hüzün kitabı bir bakıma hecenin 11’li ve 14’lü ölçüsü ile yazılan ama sadece ölçüden faydalanılarak yazılan yeni hece şiirleridir. Hem Nurullah Genç bu yeni heceyi kullanırken hecenin de belini kırarak, ara sıra ölçünün dışına çıkamayacak kadar ustalıkla yazar bu serbest hece şiirlerini.

Dizelerdeki ölçü şiire ahenk, ses disiplini kazandırdığı gibi ayağı yere basan ve insana dokunan sözcüklerden dolduruyor peteğini.

Has şiir, doğumu zor olan gürbüz çocuk gibidir. Onun Yağmur şiirini yazarken hangi cenderelerden geçtiğini aylarca o şiirin atmosferine girip nasıl sancılar çektiğini az çok biliyor ve tahmin ediyorum.

Hani Koca Yunus: “Cümle şair dost bahçesi bülbülü/Yunus Emre arada dürraçlana” diyor ya, Nurullah Genç’in diğer kitapları da bu bülbüller gibi. Yankı ve Hüzün kitabı ve aynı kitapta yer alan Yağmur şiiri ile kendisinden sonra gelecek şairler arasında da düraç olmaya devam edecektir.

Kaynak: ATMACA Tayyib, “Yankı ve Hüzün’le Yola Çıkarken”, (Ed. Hüseyin UZEL), Konuştuğumuz Dile Serenat 5 – “Vahamıza Yağmur Çağıran Şair / Nurullah Genç”, Türmatsan, 2018, s.22. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir